Hakkında
Haberler
Görüşler
Dökümanlar
Ana Sayfa


HABERLER

Kuş Gribinde Emperyalizm

Ne alaka demeden haberlerde bölük börçük çıkan bilgilerin toparlanmış haliyle olup bitene bir bakalım. Kuş gribinden yola çıkarak emperyalizmin çıkar çarklarının nasıl işlediği üzerine biraz olsun kafa patlatmaya çalışalım...

Önce Tıp Kurumu 'nun derlediği bilgilere bakalım. Bizde de ortaya çıkan öldürücü kuş gribinin korkulan senaryosu gerçekleşirse... Kuşlardan insanlara geçen virüs değişime uğrayıp insanlar arasında yayılmaya başlarsa, ilk aşamada dünya ölçeğinde alınabilecek önlemler bağlantılı 5 milyon ile 150 milyon arasında insanın ölmesi bekleniyor.

Dünya Sağlık Örgütü uzmanları kara bir senaryo yaratmadıkları örneğini vermek için Birinci Dünya Savaşı sonrası 1918'de gripten 40 milyon insanın öldüğünü anımsatıyorlar. Bu gerçekler bilindiği için zengin kuzey dünyası kuş gribinin kendi ülkelerine gelmemesi için çok duyarlılar. Hastalığın çıktığı ülkelerde verdikleri ekonomik zararları umursamaksızın, gerçekten abartılı koruma önlemleri alıyorlar. Birinci elden kendi uzmanlarının yaptıkları denetimlerde örneğin Türkiye'nin ilk çıkan salgında aldığı önlemlerin eksiksiz olduğu, hastalığın yayılmasına ilişkin bir tehdit bulunmadığı biline biline, kümes hayvanları ithali yasağı uzun süreli olarak alınabiliyor.

Türkiye ve Romanya'da kuş gribinin görülmesinin hemen ardından ABD bütçesinden alınacak önlemlere ilişkin 3.9 milyar dolarlık bir ek fon ayrılıyor. Tabii Roch ilaç firmasının tekelinde olan Tariflu adlı grip aşısının stoklanması için. Roch firması 2-3 aylık bir ek hızlı üretimle dünya ölçeğinde 23 milyon insan için yeterli aşı üretebilecek konumda. Sadece ABD'nin gereksinimi 81 milyon. Ancak medyada çıkan satır arası haberlerle siz de biliyorsunuz ki Roch, patent hakkına dayanarak başka ülkelerin ilaç firmalarının eşdeğer nitelikte, elbette çok daha ucuza ve kitlelere ulaşabilecek aşıyı yapmalarına izin vermek istemiyor.

Türkiye'nin de çağdaşlaşma adına imzalamış olduğu anlaşmalar gereği, emperyalist düzenin hukukunun yarattığı haklar çerçevesinde, adı geçen firma izin vermeden ucuza, kitlelere dönük eşdeğer aşı üretimi yapılamayacağından, insan haklarının katledilmesi anlamında bir tablo ve tartışma ortaya çıkmış bulunuyor. Dün sabah gelen son haberlere göre, bu konuda dünya çapında çıkan büyük tartışmalar ve oluşan kamu oyunun ardından Roch'un kimi geri adımlar atabileceğinden, patent hakkından göreceli ödün verebileceğinden söz ediliyor.

CHP milletvekili Mehmet Neşşar' ın basın toplantısında tam da bu noktadan yola çıkılarak Erdoğan hükümetinin izlediği politikalarla, AB üyelik ilişkilerinden başlayarak yaşamın her alanına yönelik, bu arada ilaç ve sağlıkta da Türkiye'nin içine düşürülmekte olduğu koşullar eleştiriliyor. Neşar, Türkiye'de karalama konusu yapılmaya çalışılan emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı, Kemalizmi örnek alan Hindistan'ın kuş gribi bağlantılı açtığı savaşı örnek veriyor. Roch'un ürettiği ilacın kutusu 60 dolara mal olurken yoksul ülkelerin devlet eliyle de olsa bu ilacı ithal edip halklarının, kitlelerin yararlanmasına sunabilmeleri olası değil. Hindistan ilaç firmasının eşdeğerle üretmek istediği ve bu konuda uluslararası arenada verdiği çok çok daha ucuza ilaç üretimi savaşımının anlamı böylece ortaya çıkıyor. Kişi başı günlük geliri 10 sent, 13.5 kuruş altında olan 47 yoksul ülke var. Ne yazık ki de kuş gribi tehdidi en çok bu ülke halkları için geçerli...

CHP milletvekili, yeri gelmişken Türkiye'de hükümetin seçtiği ekonomik politikalarla da bağlantılı doğrudan ithal ilaç kullanımında yüzde 65 gibi yüksek bir orana ulaşıldığının altını çiziyor. Erdoğan hükümeti ilaç konusunda attığı imzalarla yıllık 15 milyar dolarlık bir kapitülasyon anlaşmasına onay vermiş bulunuyor...

Ne ilginç bir rastlantıdır ki dünün ekonomi, bütçe haberleri bağlantılı ekonomi programlarında, piyasa uzmanları, borsa yuppilerinin yaptıkları yorumlarda, tek ses halinde bir an önce IMF'nin de dayatmakta olduğu şu ünlü, ''Sosyal Güvenlik Reformu'' yasasının bir an önce çıkarılması isteniyordu. Sosyal güvenlik harcamalarının bütçede kara deliğe yol açtığı ünlü tezleri ile sağlık ve ilaç harcamalarında çalışan ve emekli sigortalılara yapılan hizmetlerin kısıtlanması olmazsa olmaz koşul olarak sayılıyordu.

Türkçesi Meclis'te komisyonda görüşülmekte olan yasa çıkarılarak sağlık ve ilaç harcamalarında kimi kalemlerde sigortalının hem ödeyeceği primler hem de paylar çok ciddi arttırılacak, kimi kalemler ise tümüyle paralı hale getirilecekti. İthal, pahalı ilaca mahkûm edilmiş yoksul halkımız, sigorta aracılığıyla kısıtlı ve zor koşullardaki bugünkü yararlanma haklarını da kaybedecekti...

soner@cumhuriyet.com.tr