Hakkında
Haberler
Görüşler
Dökümanlar
Ana Sayfa


HABERLER

Biyotek ilaçları Türkiye'de Üretmek Mümkün!

YABANCI İLAÇ TEKELLERİNİN EN ÖNEMLİ İHRAÇ MALI 

Türkiye'de toplam sağlık harcamamalarının yarıya yakınını ilaç harcamaları oluşturuyor. Uluslararası ilaç şirketleri Türkiye'deki ilaç pazarının % 60'ından fazlasını elinde tutuyor. Türkiye'de gerekli yatırımları yaparak tıpkı Çin, Hindistan, Güney Kore, Küba, Meksika ve Arjantin gibi biyotek ilaçların jeneriklerini (biyobenzerlerini) üretmek mümkün.

Sağlık hizmetlerinin adım adım özelleştirilmesi ve ilaçta dışa bağımlılık, toplum sağlığını ciddi bir biçimde tehdit ediyor. Türkiye'nin ilaçta dışa bağımlılığı her geçen yıl daha da artıyor, yerli ilaç sanayisi yok oluyor.

Türkiye'de toplam sağlık harcamalarının yarıya yakınını ilaç harcamaları oluşturuyor. Uluslararası ilaç şirketleri Türkiye'deki ilaç pazarının % 60'ından fazlasını elinde tutuyor.  Sektörde yaşanan hızlı tekelleşme ise pazarın rekabetçi yapısını bozuyor. Sonuç olarak yerli ilaç sanayiinin payı her yıl gerilerken, yerli ilaç şirketleri uluslararası şirketler tarafından yutuluyor.

2,5 MİLYAR DOLARLIK İTHALAT

Aydınlık, Türkiye'nin ilaçta dışa bağımlı hale gelinmesinin nedenlerini ve yapılması gerekenleri Tıp Kurumu Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza Üçer ile konuştu. Dr Üçer, Türkiye'nin dünyada en hızlı büyüyen ikinci ilaç pazarı olduğunu ve ilaçta dışa bağımlılığın giderek arttığını vurguladı. Dr. Üçer, ilaçta yılda 2 milyar doların üzerinde dış ticaret açığı verildiğini ve ihracatın ithalatı karşılama oranının % 10'un altına düştüğünü belirtti. 2004 yılında ilaç ve eczacılık ürünlerinde yaklaşık 2,5 milyar dolar ithalat rakamına ulaşıldı.

Türkiye'nin dış borçlarında ilacın ana kalemlerden biri haline geldiğine dikkat çeken Dr. Üçer, müdahale yapılmazsa ve ulusal strateji geliştirilmezse bu durumun üstesinden gelinemeyeceğini belirtti.

BİYOTEK İLAÇLARDA FARKLI SEÇENEK

Modern biyoteknolojiye dayanan yeni ilaçlar, kısaca biyoteknolojik (biyotek) ilaçlar olarak tanımlanıyor. Biyotek ilaçlar gen teknolojisiyle, yani moleküler biyolojinin teknikleriyle üretilen ilaçlar. Tüm dünyada biyotek ilaçların pazarı gittikçe büyüyor.

"Türkler 7. yüzyılda yoğurdu icat ettiler, yoğurt da  bir biyotek ürün diyen" diyen Dr. Üçer, 21. yüzyılın biyoteknoloji yüzyılı olduğuna, ABD, Avrupa ve Japonya arasında kıran kırana bir biyotek rekabeti yaşandığına işaret ediyor. Dr. Üçer, Güney Kore, Küba, Brezilya, Hindistan, Çin gibi ikinci halkada yer alan ülkelerin biyoteknoloji konusunda büyük adımlar attıklarını belirtti.

"Bu ülkeler kendi gereksinimlerini karşılıyorlar, çünkü Çin ve Hindistan'ın  nüfusunu düşündüğünüz zaman, dünya nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bunlar ulusötesi şirketlerin pahalı ilaçlarını tüketmiyorlar. 72 milyon nüfusu olan Türkiye için de biyotek ilaçların ülke içinde üretilmesi yerine dışarıdan alınması büyük bir yük yaratıyor"

ULUSLARARASI DAYATMAYA KARŞI ÇÖZÜM 

Dr. Üçer, uluslararası ilaç şirketlerinin biyotekte Türkiye pazarı üzerinde ciddi bir lobi faaliyeti yürüttüklerine dikkat çekiyor. Batılı biyotek ilaç devleri hükümetler üzerinde, Sağlık Bakanlığı üzerinde yoğun baskıyla, Türkiye'de üretimi engelliyor. Ayrıca bu ilaçların Çin, Küba gibi ülkelerden ithal edilmesini önlüyor.

Dr.Üçer, biyotek ilaç üretiminin Türkiye'de yapılabilmesi için, öncelikle ulusal bir biyoteknoloji ilaç stratejisi geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca biyotek ürünlerin jeneriklerini (biyobenzerlerini) Çin, Hindistan, Güney Kore gibi ülkelerden getrirmek imkanı da var. Dr. Üçer şunları ekliyor:

"Bütün bunların sonucunda da, ithal edilebilirse ilk aşamada şu anda ilaç tekellerinin sattığının beşte bir, hatta altıda bir fiyatına ithal edilecek. Bu durumda ulusötesi şirketler, Türk pazarını kaybetmemek için fiyatlarını düşüreceklerdir. Bu, hem geri ödeme kurumlarımız (sosyal güvenlik kurumlarımız) açısından hem de ulusal çıkarlarımız açısından çok yerinde bir karar olacak. Bunun için bir strateji geliştirmek gerekiyor.