Hakkında
Haberler
Görüşler
Dökümanlar
Ana Sayfa


HABERLER

Gökçek ve Yanıtsız Kalan Sorular (2)

Tıp Kurumu Su Raporu ile ilgili bazı hatırlatmalar yapma gereği duyduk. Bu rapor çerçevesinde

 

1-Arsenik'in kanserojen bir madde olduğu tartışmasız bir bilimsel gerçektir.

 

2- Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) içme sularındaki en tehlikeli kimyasal kirlilik olarak Arsenik'i göstermektedir.

 

3-Arsenik içme suyunda izin verilen limitlerin altındaki konsantrasyonlarda da kanserojen etkiye sahiptir. Ekteki slaytlarda Amerikan Ulusal Bilimler Akademisinin içme suyu Arsenik konsantrasyonlarına bağlı olarak her 10 bin nüfus için fazladan mesane ve akciğer kanser olguları tahminleri yer almaktadır. Burada izin verilen limitin (10 mikrogram) altındaki 3 ve 5 mikrogram/litre düzeylerinde ortaya çıkan kanser risklerine dikkatinizi çekmek istiyoruz. 

 

İçme Suyu

Arsenik Kons.

(µg/L)

Mesane Kanseri

 Kadın   Erkek

Akciğer Kanseri

 Kadın     Erkek 

3

4

7

5

4

5

6

11

9

7

10

12

23

18

14

20

24

45

36

27

Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsünün son analizlerinde Ankara'da şebeke suyundaki Arsenik konsantrasyonu 1.5 - 4 mikrogram aralığında saptanmıştır. Bu değerler izin verilen limitlerin altındadır ama Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi (National Academy of Sciences/NAS) yayınında yer alan tabloda 3 ve 5 mikrogram düzeyinde akciğer ve mesane kanseri risklerine baktığımızda ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuz görülmektedir. Ankara'nın nüfusu 4.1 milyondur. Bu riskler uzun yıllar günde 2 litre su tüketiminde ortaya çıkan risklerdir. Kanser görülme süresi (latent periyot) 15-20 yıl hatta daha uzun sürelerdir. Dolayısyla Melih Gökçek'in medya organlarındaki su içme şovlarının bilimsel bir anlamı yoktur. Gökçek, insan sağlığı yönünden içme suyu kalitesini, kullananlardaki ishal vakalarına indirgeyerek konuyu son derece yüzeysel bir yaklaşımla ele almaktadır. İçme suyundaki  patojen mikroorganizmaların varlığına bağlı olarak gelişebilecek ishal vakaları içme suyu kalitesinin gözle görünür ve erken  ortaya çıkan bir sonucudur. Ancak su kalitesi ne kadar kötü olursa olsun klorlama gibi basit dezenfeksiyon işlemleriyle sudaki patojen organizmalar yok edilebilir ve bu suyu kullananlar da ishal vakaları görülmez. Diğer bir deyişle kullananlarda ishal vakası görülmemesi içme suyunun sağlık yönünden sorunsuz olduğunu göstermez. İçme suyu kalitesinde insan sağlığı için esas önemli olan parametre basit arıtma işlemleri ile kolaylıkla bertaraf edilemeyen toksik etkili kimyasal kirliliklerdir. Bu kimyasal kirliliklerin etkisi içme suyunu tüketen topluluklarda yıllarca sonra başta kanser  olmak üzere çeşitli kronik hastalıkların artmasıyla ortaya çıkar.

 

Şimdi NAS'ın verileri üzerinden Ankara'da şebeke suyunda ortalama 3 mikrogram Arsenik olduğu takdirde ortaya çıkacak kanser riskine dönelim. Kadın erkek dağılımının eşit olduğu varsayımıyla Bu durumda Ankaralı kadınların yaşamları boyunca 850'sinde Ankaralı erkeklerin de 1500'ünde de yalnızca bu düzeydeki Arsenik konsantrasyonuna bağlı yeni mesane kanseri ortaya çıkacaktır. (Toplam 2350 yeni mesane kanseri olgusu)

 

Yine ortalama 3 mikrogram Arsenik konsantrasyonunda Ankaralı 1050 kadında ve 850 erkekte yeni akciğer kanseri olgusu ortaya çıkacaktır. (Toplam 1900 yeni akciğer kanseri olgusu)

 

Bu içme suyunda 3 mikrogram ortalama arsenik yoğunluğunda 4250 Ankaralı'da yeni mesane ve akciğer kanseri olgusu demektir.

 

5 mikrogram ve 10 mikrogram Arsenik yoğunluğunda ortaya çıkacak akciğer ve mesane kanseri olguları çok daha yüksek düzeylerdedir. Konu bu nedenle çok hassastır. Medyatik şovlarla geçiştirlecek bir mahiyette değildir.

 

4-Gerek Arsenik Arıtımı gerekse Laboratuvarlarda Arsenik ölçümü konusuna hassasiyetle eğilmek gerekmektedir. EPA 3 mikrogramın altındaki ölçümlerin çok hassas ölçüm teknikleri gerektiridiğini bildirmektedir. ASKİ'nin AAS Yöntemi ile 1 mikrogram altında değerler vermesi de kuşku vericidir. ASKi verileri 1 mikrogramın altındayken nasıl oluyor da Hıfzıssıhha verileri 1.5-4 aralığında olmaktadır?. Bu nedenle Arsenik ölçümü yapan laboratuvarların madde bazında uluslararası laboratuvarlara aktedite olması büyük önem taşımaktadır.

 

5-Kızılırmak suyunda tarımsal ilaç kalıntılarına ait analizler nerededir? Bu konuda bir laboratuvar analizi yapılmamıştır.

 

6- Yine ASKi su analizlerinde Kadmiyum verileri de yer almamaktadır. Bu da kuşku çekici bir durumdur.

 

7- Melih Gökçek'in İzmir şebeke suyunda 40 mikrogram arsenik olduğu savı çok dikkat çekicidir. İki olasılık vardır, bu sav ya doğrudur ya da dayanaksızdır.

 

Doğru ise acilen Sağlık Bakanlığının İzmir şebeke suyuna müdahale etmesi gerekir

 

Yanlışsa Gökçek'in kamuoyunu yanıltması nedeniyle bunun hesabını vermesi gerekir.

 

 

Dr. Mehmet Altınok

Tıp Kurumu Başkanı

 

Dr. Ali Rıza Üçer

Tıp Kurumu Genel Sekreteri / Ankara