Hakkında
Haberler
Görüşler
Dökümanlar
Ana Sayfa


HABERLER

Ülkemizde İçme Suyunda Arsenik Sorunu

Tıp Kurumu Su Raporu-3

 

"Dünya Sağlık Örgütü tarafından içme sularında  insan sağlığı için  en tehlikeli kimyasal kirletici olarak belirlenen arsenik hakkında 20 yılı aşkın süredir Dünya'da çok yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Tıp Kurumu'nun 2 Haziran 2008 tarihli raporuna kadar ne yazık ki ülkemiz yetkilileri bu önemli konuya gerekli dikkat ve duyarlılığı göstermemiştir. Örneğin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün 2005 yılında hazırladığı "Hirfanlı ve Kesikköprü Baraj Havzaları'nda Kirlilik Araştırması" raporunda (Kızılırmak raporu) 26'sı kimyasal maddeler olmak üzere   yüzlerce parametre ayrıntılı olarak incelenirken arsenik ne ölçülmüş, ne de raporda  tek kelime olarak da olsa yer almıştır. Tıp Kurumu'nun raporunun ardından ortaya çıkan analiz raporları Kesikköprü Barajı'ndaki arsenik konsantrasyonu'nun  20-30 mikrogram/litre  gibi yüksek değerlere ulaştığını göstermiştir. DSİ Raporunda arsenik tamamen ihmal edilmesine rağmen yine de  "Kesikköprü suyunun içme suyu kaynağı olamayacağı" sonucuna varılmıştır. (s.216)

 

Tıp Kurumu Raporu ardından içme sularındaki arsenik miktarları başta Ankara olmak üzere bir çok şehirde ölçülmeye başlanmıştır. Bu arada İzmir'de kuyu sularının yoğun olarak kullanıldığı Bornova, Karşıyaka ve Çiğli bölgelerinde limitleri aşan oranlarda (10-20 mikrogram/litre) arsenik olduğu belirlenmiştir. Adı geçen bölgelerde izin verilen limitin de üzerinde arseniğin şebeke suyundan veriliyor olması kaygı vericidir. Zira Tıp Kurumu Su Raporunda vurguladığımız gibi Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi (National Academy of Sciences-NAS), içme suyunda  arseniğin 3 ve 5 mikrogram/litre gibi yasal sınırın altındaki konsantrasyonlarında bile uzun süreli tüketim olduğu takdirde göz ardı edilemeyecek boyutlarda mesane ve akciğer kanseri riski olduğunu raporlamıştır (Ek-1 Arsenik-Kanser PPS) Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütünün izin verdiği 10 mikrogram/litre arsenik sınırı geçici bir mahiyettedir (provisional). Yakın gelecekte bu sınırın daha da aşağı değerlere çekilmesi söz konusudur.

 

Tıp Kurumu Raporunda kaynak olarak gösterilen Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi / NAS dünyanın en saygın bilim kuruluşlarının başında gelmektedir. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in bizim de telefonla katıldığımız bir televizyon programında NAS için "Grenpeace" gibi bir sivil toplum örgütüdür, ciddiye alınacak bir kaynak değildir, bunun üzerinden bir bardak suda fırtına koparıyorlar" demesi büyük talihsizliktir.

http://www.nasonline.org/site/PageServer?pagename=ABOUT_main_page

 

Sağlık Bakanlığı da  81 ilin içme sularını arsenik yönünden incelemeye almıştır. Bu önemli sağlık sorunu konusunda  Dünya'daki uygulamaların aksine sessiz kalan sağlık otoritelerini Tıp Kurumu Raporu ardından harekete geçmeleri düşündürücüdür. Bu görünüm evrensel bir sorun olan " içme sularında arsenik riskinin "  bugüne kadar iyi yönetilmediğini göstermektedir.

 

Türkiye'nin jeolojik yapısı dikkate alındığında bir çok yerleşim biriminin içme suyunda limitleri aşan oranda arsenik bulunması muhtemeldir. Sonuçlar ortaya çıktıktan sonra konunun uzmanları tarafından bir risk analizi yapılması ve buna bağlı risk yönetiminin uygulamaya geçirilmesi şarttır.

 

Tıp Kurumu'nun  Ankara içme suyundaki arsenik şüphesi ve bunun yaratabileceği kanser olguları tahminini "Amerikan Bilimler Akademisi" verilerine göre inceleyen raporunun laboratuvar ölçüm güvenliğini de ele alacak şekilde ülke genelinde bir arsenik taramasına yol açmasını halk sağlığının korunmasına önemli bir katkı olarak değerlendiriyoruz. 22.06.2008

 

Dr. Mehmet Altınok

Tıp Kurumu Başkanı

 

Dr. Ali Rıza Üçer

Tıp Kurumu Genel Sekreteri

 

0 532 797 51 75