Hakkında
Haberler
Görüşler
Dökümanlar
Ana Sayfa


HABERLER

İçme Suyunda Arsenik Yalnızca İzmir'in Değil Tüm Türkiye'nin Sorunudur

Dünya Sağlık Örgütü tarafından içme sularında  insan sağlığı için  en tehlikeli kimyasal kirletici olarak belirlenen arsenik hakkında 20 yılı aşkın süredir Dünyada çok yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Tıp Kurumu'nun 2 Haziran 2008 tarihli raporuna kadar ne yazık ki ülkemiz yetkilileri bu önemli konuya gerekli dikkat ve özeni göstermemiştir.

 

http://www.tipkurumu.org/news.php?newsId=158

http://www.tipkurumu.org/news.php?newsId=159

http://www.tipkurumu.org/news.php?newsId=160

 

 

Konuyu gündeme getirmemizin ardından, önce Ankara daha sonra da İzmir'de şebeke suyunda arsenik değerleriyle ilgili yoğun bir tartışma başlamıştır.

 

Kamuoyunda içme suyunda arsenikle ilgili yüksek düzeyde duyarlılık oluştuğu gerekçesiyle Sağlık Bakanı Recep Akdağ  19 Haziran 2008'de Ankara Hekimevi'nde bir basın toplantısı yaparak "Türkiye genelinde 81 ilde içme sularındaki arsenik seviyelerini tekrar kontrol ettiriyorum, arkadaşlarıma bu  talimatı verdim" diye açıklamada bulunmuştur.   http://www.milliyet.com.tr/Default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=878353

 

Oysa ki AB'ye uyum süreciyle ilintili olarak 25 Şubat 2005'te yürürlüğe giren Sağlık Bakanlığı "İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmelik"in "Bilgilendirme ve Rapor Edinme" başlıklı 14. Maddesine göre: "Yetkili mercilerce içme-kullanma sularıyla ilgili olarak tüketicilere güncel ve yeterli bilgilerin sağlanması gerekmektedir." Yine adı geçen yönetmeliğin aynı maddesinde "Suların kalitesi hakkında tüketicileri bilgilendirmek için üç yılda bir rapor yayınlanır. Rapor en azından günde ortalama 1000 metreküpü aşan ya da 5000'den fazla kişiye hizmet eden bütün müstakil su kaynaklarıyla ilgili bilgileri içererir. Rapor üç takvim yılını kapsar ve bu dönemin sonundan itibaren bir takvim yılı içinde yayınlanır hükmü de yer almaktadır.

 

Yönetmeliğin açık hükümlerine karşın Sağlık Bakanlığınca içme kullanma sularına ilişkin başta Arsenik olmak üzere tüketicilere güncel ve yeterli bilgi sağlanmamış, nüfusu 5000'i geçen su kaynaklarıyla ilgili Türkiye'yi tümüyle kapsayan bir rapor da hazırlanmamıştır.

 

Tıp Kurumu Raporu açıklandıktan sonra içme sularındaki arsenik miktarları başta Ankara olmak üzere bazı kentlerimizde daha sık aralıklarla ölçülmeye başlanmıştır. Bu arada İzmir'de kuyu sularının yoğun olarak kullanıldığı Bornova, Karşıyaka ve Çiğli bölgelerinde limitleri aşan oranlarda (10-20 mikrogram/litre) arsenik olduğu belirlenmiştir. Adı geçen bölgelerde izin verilen limitin de üzerinde arseniğin şebeke suyundan veriliyor olması kaygı vericidir. Zira Tıp Kurumu Su Raporunda vurguladığımız gibi Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi (National Academy of Sciences-NAS), içme suyunda  arseniğin 3 ve 5 mikrogram/litre gibi yasal sınırın altındaki konsantrasyonlarında bile uzun süreli tüketim olduğu takdirde göz ardı edilemeyecek boyutlarda mesane ve akciğer kanseri riski olduğunu raporlamıştır. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütünün izin verdiği 10 mikrogram/litre Arsenik sınırı geçici bir mahiyettedir (provisional). Yakın gelecekte bu sınırın daha da aşağı değerlere çekilmesi söz konusudur.

 

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Kızılırmak suyuyla ilgili yoğunlaşan ve medya kanalıyla kamuoyuna yansıyan tartışmaların Meclis gündemine de taşınmasının ardından İzmir içme suyunda insan sağlığı açısından çok tehlikeli boyutlarda arsenik vardır savını medya organlarında yoğun bir kampanya ile gündeme getirmiştir. (Gökçek, İzmirlilere bu suyun tükettirilmesinin cinayet olduğunu da iddia etmiştir). Kızılırmak suyunda arıtma öncesi arsenik düzeylerinin belirli dönemlerde 30 mikrogram/litre dolayına kadar yükselmesi dikkat çekicidir. Oysa ki arsenik sorunu baraj suları gibi yüzey sularından ziyade noktasal olan kuyu sularında yoğun biçimde yaşanmaktadır.  Halen Ankara şebeke suyunda Kızılırmak suyuyla, Çamlıdere ve Kurtboğazı barajları gibi eski su kaynakları belirli oranlarda harmanlanmaktadır.  Ankara şebeke suyunun bu nedenlerle dikkatli bir takibi gerekmektedir.

 

Sağlık Bakanlığı yetkililerinin de İzmir içme suyunda yüksek seviyelerde arsenik olduğuna ilişkin açıklamalarının ardından Türkiye'de içme sularındaki arsenik sorunu yalnızca İzmir'e odaklı hale getirilmiştir. Oysa ki İzmir'in kuzey bölgelerinin yanı sıra Nevşehir, Niğde, Aksaray gibi birçok ilimizde ve ilçemizde izin verilen limitlerin üzerinde arsenik bulunmaktadır. Bu önemli sağlık sorunu konusunda Dünyadaki uygulamaların aksine sessiz kalan sağlık otoritelerinin Tıp Kurumu Raporu ardından yoğunluklu olarak İzmir odaklı harekete geçmeleri düşündürücüdür.

 

Bu görünüm evrensel bir sorun olan "içme sularında arsenik riskinin" bugüne kadar iyi yönetilmediğinin göstergesidir. Türkiye'nin jeolojik yapısı dikkate alındığında bir çok yerleşim biriminin içme suyunda limitleri aşan oranda arsenik bulunması muhtemeldir. Sonuçlar ortaya çıktıktan sonra konunun uzmanları tarafından bir risk analizi yapılması ve buna bağlı risk yönetiminin uygulamaya geçirilmesi şarttır. Tıp Kurumu'nun  Ankara içme suyundaki arsenik şüphesi ve bunun yaratabileceği kanser olguları tahminini "Amerikan Bilimler Akademisi" verilerine göre inceleyen raporunun halk sağlığını korumak için laboratuvar ölçüm güvenliğini de ele alacak şekilde ülke genelinde bir arsenik taramasına yol açmasını beklemekteyiz.  Bu nedenle gerek yönetmeliğin açık hükümlerine gerekse Sağlık Bakanının 1 ay önceki açıklamalarına istinaden 81 ilde ve nüfusu 5000'in üzerindeki tüm yerleşim birimlerimizde başta arsenik ölçümleri olmak üzere su analiziyle ilgili tüm ölçüm parametrelerinin açıklanması gerekmektedir.

 

Dr. Mehmet Altınok

Tıp Kurumu Başkanı

 

Dr. Ali Rıza Üçer

Tıp Kurumu Genel Sekreteri

 

0 532 797 51 75