Hakkında
Haberler
Görüşler
Dökümanlar
Ana Sayfa


HABERLER

ASKİ'ye yanıt

ASKİ’nin Acil Açıklamasına Yanıt

Yalçın Bey,

Hürriyet Ankara’daki köşenizde 22 Şubat 2009’da yer verdiğiniz Kızılırmak suyunda arsenikle ilgili açıklamamıza 23 Şubat 2009’da ASKİ yetkililerinin verdiği acil yanıtta sorularımıza yanıt vermek yerine şahsımla ilgili gerçek dışı suçlama ve karalamalar yapması düşündürücüdür. ASKİ yetkililerinin yanıt veremediği savlarımız gayet açıktır.

1-Tıp Kurumu Su Raporunun gündeme geldiği Haziran ayından önce ASKİ laboratuvarlarında içme suyunda gösterilen tüm arsenik değerleri 1 mikrogram/litrenin altındadır. Raporumuzda ASKİ laboratuarının ölçüm güvenilirliği sorgulanmış ve bu konudaki kuşkularımız dile getirilmiştir. Yağışların kurak yaz aylarına göre fazla olduğu, bu nedenle arsenik düzeylerinde düşme beklenen Eylül-Aralık 2008 döneminde Refik Saydam laboratuvarında Ankara şebeke suyunda saptanan ve 6.5 mikrogram/litreye ulaşan arsenik değerleri bu konudaki savlarımızın ne denli haklı olduğunun göstergesidir.

2- Melih Gökçek, medyaya yaptığı açıklamalarda ASKİ’deki geleneksel arıtma yöntemleriyle arseniğin % 90’ını arıttıklarını iddia etmiştir. Oysaki ASKİ’deki geleneksel yöntemlerle bu oranda bir arsenik arıtımı mümkün değildir. Bir an için Gökçek’in bu iddiasının doğru olduğunu varsayalım. Bu durumda arıtılmış şebeke suyunda 6.5 mikrogram/litre arsenik olduğunda arıtılmamış ham sudaki arsenik düzeyi ne olacaktır? Yanıt açıktır. 65 mikrogram/litre. Kızılırmak suyu Çamlıdere ve Kurtboğazı baraj sularıyla paçallandığına göre Kızılırmak ham suyundaki arsenik düzeyi daha da yüksek olacaktır.

Yazımızda da belirttiğimiz gibi % 80’lik bir arsenik arıtımı olduğunda da paçallanmış ham suda 32.5 mikrogram/litre arsenik değeri söz konusu olacaktır. Bu koşulda Kızılırmak suyundaki arsenik düzeyi, Kurtboğazı ve Çamlıdere ham baraj sularındaki arsenik değerleri muhtemelen bunun altında olduğundan 32.5 mikrogram/litrenin daha da üzerinde olacaktır. Bu konudaki hesaplamalarımız gayet açıktır. ASKİ yetkileri Tıp Kurumu’nu ve şahsımı karalamak yerine ASKİ arıtma tesisinde arseniği hangi oranda arıttıklarını ve şebekede 6.5 mikrogram/litre arsenik saptandığı tarihte özellikle de Kızılırmak ham suyundaki arseniğin ne düzeyde olduğunu açıklamalıdır. Bu kadar yüksek düzeylerde arseniğin milyonlarca insana su sağlayan bir baraj suyunda olması kabul edilemez.

3-Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, 28 Mayısta Büyükşehir Belediyesi Basın Merkezinde düzenlediği basın toplantısında "Kızılırmak suyunun içilmediği yönünde söylentiler çıkaran muhalefete sürpriz yaptıklarını belirterek, "Ankaralılar 21 günden beri Kızılırmak suyunu içiyor, Ankara'ya hayırlı uğurlu olsun" diye açıklama yapmıştı. Gökçek, "Suyun verildiğini ilan etmeleri halinde bazı sivil toplum kuruluşlarının yaygara çıkaracağını ifade ederek, "Kızılırmak suyunu verdiğimiz günü söyleseydik olay büyütülecekti. Kızılırmak suyunun Ankara'ya verildiği gün ajitasyon yapılacağını söyledim. 21 günden beri Ankaralılar Kızılırmak suyunu içiyor. Kimse bunun farkına varmadı. İshal vakaları artmadı. Benim bu konuşmamdan sonra bazı odalar feryada başlayacak. Bizim suyumuz son derece sağlıklıdır. Koparılan yaygaraların ideolojik olduğu ortaya çıkmıştır" diye konuşmuştu. Melih Gökçek, insan sağlığı yönünden içme suyu kalitesini, kullananlardaki ishal vakalarına indirgeyerek konuyu son derece yüzeysel bir yaklaşımla ele almıştı.

Oysaki Tıp Kurumu Su Raporunda da vurguladığımız gibi içme suyundaki patojen mikroorganizmaların varlığına bağlı olarak gelişebilecek ishal vakaları içme suyu kalitesinin gözle görünür ve erken ortaya çıkan bir sonucudur. Ancak su kalitesi ne kadar kötü olursa olsun klorlama gibi basit dezenfeksiyon işlemleriyle sudaki patojen organizmalar yok edilebilir ve bu suyu kullananlarda ishal vakaları görülmez. Diğer bir deyişle kullananlarda ishal vakası görülmemesi içme suyunun sağlık yönünden sorunsuz olduğunu göstermez. İçme suyu kalitesinde insan sağlığı için esas önemli olan parametre basit arıtma işlemleri ile kolaylıkla bertaraf edilemeyen toksik etkili kimyasal kirliliklerdir. Bu kimyasal kirliliklerin etkisi içme suyunu tüketen topluluklarda yıllarca sonra başta kanser olmak üzere çeşitli kronik hastalıkların artmasıyla ortaya çıkar.

http://www.tipkurumu.org/news.php?newsId=158

 

4-Tıp Kurumu Su raporunun açıklanmasından sonra toplumda oluşan içme suyunda arsenik ve diğer kimyasal kirliliklerle ilgili hassasiyetin ardından Gerek Ankara’da gerekse diğer illerimizde içme sularının kimyasal analizleri daha düzenli biçimde yapılmaya başlanmıştır. Refik Saydam laboratuarlarında Haziran 2008’deki analizlerde Ankara şebeke suyunda 4.5 mikrogram/litre düzeyine ulaşan arsenik değerleri saptanmıştır.

Dünyada başta kanserojen etkisi olmak üzere insan sağlığına zararlı etkileri nedeniyle içme suyunda en fazla sorun oluşturan toksik maddelerin başında Arsenik gelmektedir. İçme suyunda yüksek oranlarda Arsenik mesane, akciğer, cilt, böbrek ve karaciğer kanserine yol açabilir. Ayrıca merkezi ve periferik sinir sisteminde kalpte, damarlarda ve ciltte ciddi boyutlarda hasara neden olabilir.

Amerikan Hükümetine bilimsel danışmanlık yapan Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi (National Academy of Sciences / NAS) verilerine göre içme suyu Arsenik yoğunluğuna bağlı olarak her 10 bin nüfus için mesane ve akciğer kanseri olgularındaki artış riski şöyledir:

 

İçme Suyu

Arsenik Kons.

(µg/L)

Mesane Kanseri

 

Kadın      Erkek

Akciğer Kanseri

 

Kadın      Erkek

 

3

4

7

5

4

5

6

11

9

7

10

12

23

18

14

20

24

45

36

27

Kaynak: Arsenic in Drinking Water 2001 Update. National Academy of Sciences Publication National Academy Press. Washington DC 2001

 

Bu tabloda açıklanan veriler uzun yıllar günde 2 litre arsenikli su tüketimi üzerine yapılmış bir risk modellemesine dayanmaktadır. Arsenik kanser ilişkisi 15-20 yıl ve daha uzun sürelerde maruziyet söz konusu olduğunda ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla Melih Gökçek’in kanal kanal dolaşıp bardak bardak su içme şovlarıyla Ankara şebeke suyundan ishal olunmadığını göstermeye çalışmasının hiçbir bilimsel değeri yoktur. Dahası 21. yüzyılda Başkent Ankara’nın belediye başkanı olan kişinin bu tür sığ şovlarla halkı kandırmaya yeltenmesi büyük bir talihsizlik örneğidir.

5-Dünya Sağlık Örgütü tarafından içme sularında insan sağlığı için en tehlikeli kimyasal kirletici olarak belirlenen arsenik hakkında 20 yılı aşkın süredir Dünya'da çok yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Tıp Kurumu'nun 2 Haziran 2008 tarihli raporuna kadar ne yazık ki ülkemiz yetkilileri bu önemli konuya gerekli dikkat ve duyarlılığı göstermemiştir. Örneğin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün 2005 yılında hazırladığı "Hirfanlı ve Kesikköprü Baraj Havzaları'nda Kirlilik Araştırması" raporunda (Kızılırmak raporu) 26'sı kimyasal maddeler olmak üzere yüzlerce parametre ayrıntılı olarak incelenirken arsenik ne ölçülmüş, ne de raporda tek kelime olarak da olsa yer almıştır. Tıp Kurumu'nun raporunun ardından ortaya çıkan analiz raporları Kesikköprü Barajı'ndaki arsenik konsantrasyonu'nun 20-30 mikrogram/litre gibi yüksek değerlere ulaştığını göstermiştir. DSİ Raporunda arsenik tamamen ihmal edilmesine rağmen yine de "Kesikköprü (Kızılırmak) suyunun içme suyu kaynağı olamayacağı" sonucuna varılmıştır. (s.216)

6-Tıp Kurumu Raporu ardından içme sularındaki arsenik miktarları başta Ankara olmak üzere bir çok şehirde ölçülmeye başlanmıştır. Bu arada İzmir'de kuyu sularının yoğun olarak kullanıldığı Bornova, Karşıyaka ve Çiğli bölgelerinde şebeke suyunda limitleri aşan oranlarda (10-20 mikrogram/litre) arsenik olduğu belirlenmiştir. Adı geçen bölgelerde izin verilen limitin de üzerinde arseniğin şebeke suyundan verilmesinin kaygı verici olduğu Tıp Kurumu’nun Haziran ayındaki 3. raporunda açık biçimde dile getirilmiştir. Zira Tıp Kurumu Su Raporunda vurguladığımız gibi Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi (National Academy of Sciences-NAS), içme suyunda arseniğin 3 ve 5 mikrogram/litre gibi yasal sınırın altındaki konsantrasyonlarında bile uzun süreli tüketim olduğu takdirde göz ardı edilemeyecek boyutlarda mesane ve akciğer kanseri riski olduğunu raporlamıştır. Bu nedenle Tıp Kurumu Raporunda Dünya Sağlık Örgütünün izin verdiği 10 mikrogram/litre arsenik sınırının geçici olduğu (provisional) ve yakın gelecekte bu sınırın daha da aşağı değerlere çekilmesinin söz konusu olduğu vurgulanmıştır. http://www.tipkurumu.org/news.php?newsId=160

7-Tıp Kurumu Raporunda kaynak olarak gösterilen Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi/NAS dünyanın en saygın bilim kuruluşlarının başında gelmektedir. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in bizim de telefonla katıldığımız bir televizyon programında NAS için "Grenpeace" gibi bir sivil toplum örgütüdür, ciddiye alınacak bir kaynak değildir, bunun üzerinden bir bardak suda fırtına koparıyorlar" demesi ve hâlâ bu bilim dışı tutumunda ısrar etmesi büyük talihsizliktir. http://www.nasonline.org/site/PageServer?pagename=ABOUT_main_page

 

 

 

ASKİ YETKİLERİ OBJEKTİF PROGRAMINDAKİ AÇIKLAMAMI ÇARPITMAKTADIR!

ASKİ yetkililerinin, telefonla katıldığım Kadir Çelik’in Fox TV’deki Objektif programında İzmir sularındaki yüksek düzeyde arsenik olduğunun belgelenmesi üzerine “Benim söylediklerim tamamen bir varsayımdı, gerçekte öyle bir şey yok, litrede 50 mikrogram arsenik bir şey yapmaz” diyerek insanlarla dalga geçtiğim ve açıklamalarımın tamamen siyası olduğu savı gerçek dışıdır. Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Dairesi Başkanı Dr. Murat Tuncel’in de katıldığı bu programda yaptığım açıklamada Melih Gökçek’in içme suyunda arsenik sorununu siyasi bir şova dönüştürdüğünü, İzmir’de içme sularında arsenik düzeyinin yüksek olmasından dolayı kanser patlaması görüldüğü savının bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu dile getirdim. Tıp Kurumu raporlarında da belirtildiği gibi içme suyunda arsenik-kanser ilişkisinin 15-20 yıl, hatta daha uzun sürelerde her gün 2 litre içme suyu tüketildiği koşulda söz konusu olduğunu vurguladım. İzmir’de arsenikle ilintili kanser olgularında artış olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıt olmadığını ifade ettim. Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Daire Başkanı Dr. Murat Tuncel’de bu programda benim açıklamalarıma paralel bir konuşma yaptı. Programın bant kayıtları elimizdedir, dilerse açıklamamızı çarpıtan ASKİ yetkililerine ve Melih Gökçek’e takdim edebiliriz.

Tıp Kurumu, başta Ankara ve İzmir olmak üzere tüm Türkiye’de içme sularında arsenik sorununu ülkemizin gündemine taşıyarak sorunun çözümlenmesi için kamuoyunu ve yetkilileri uyarmış ve bu konuda somut adımlar atılmasına öncülük etmiştir. Tıp Kurumu’nun referansları Melih Gökçek’in siyasi şov malzemeleri değil bilimsel veri ve gerçeklerdir. 24.02.2009

Saygılarımızla

 

 

 

 

Dr. Ali Rıza Üçer

Tıp Kurumu Genel Sekreteri