Hakkında
Haberler
Görüşler
Dökümanlar
Ana Sayfa


HABERLER

İlaç Fiyat Kararı

Cumhuriyet gazetesinde Deniz Som'un Vaziyet köşesinde 28 Eylül 2003'de gündeme getirdiğimiz ithal ilaç kur farkı nedeniyle ortaya çıkan kamusal zararı anlatan "İthal İlaç" başlıklı yazının ardından neler oldu? Vaziyet'te vurguladığımız gibi Eylül 2003 sonuna kadar toplam zararımız 97 milyon $ (132 trilyon lira) idi. Sağlık Bakanlığı ve ilaç endüstrisi işverenleri cephesinden bir yanıt gelmedi, gelseydi mutlaka Deniz Som Vaziyet'te bu yanıtlara yer verirdi, sorun sessizlikle geçiştirildi. Ya şu anda (Şubat ayı dolmadığı için Ocak sonuna kadar) ne kadar zararımız oldu? 192 milyon $. (256 trilyon lira). İlaç Endüstrisi İşverenleri Sendikası'nın (İEİS) 2002 yılı ilaç verileri yeni çıktığı ve Eylül ayındaki değerlendirmede 2001 yılı verilerini göz önüne aldığım için kümülatif zararı aşağıda yeniden hesapladım.

Cumhuriyet gazetesinde 18 Şubatta "1 milyon yeşil kart sahtekârı" başlıklı bir haber vardı (3. sayfa), bu haber yazılı ve görüntülü basında da sıkça gündeme getiriliyor bir süredir. Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre 13 milyon 612 bin yeşil karttan 1 milyon 25 bini iptal edilmiş, böylece yeşil kart sayısı 12 milyon 586 bine inmiş. (mevcut yeşil kartların % 7.5'u iptal edilmiş). Bu nedenle 2004 yılında 50 trilyon lira tasarruf bekleniyormuş. Yeşil kart sahtekârı illerin başında Çorum, ikinci sırada da Amasya geliyormuş. Kırşehir'de ise 102 bin yeşil karttan hiçbirinde herhangi bir sorun yaşanmamış. Bu veriler oldukça düşündürücü, iki komşu il sahtekârlık yarışında Kırşehir'de ise tek bir usulsüzlük yok. Doğrusu inanmak güç. Her neyse bu büyük! yolsuzluğun önlenmesi ile yani bir milyon kişinin yeşil kartının iptal edilmesiyle 50 trilyon kâr edeceğiz, ne âlâ... Peki ya ithal ilaç kur farkından doğan 256 trilyon lira, yani bu büyük yeşil kart yolsuzluğunun 5 katı boyutundaki zarar ne olacak? Neden Sağlık Bakanlığı yetkilileri bu konuda da aynı duyarlılığı göstermiyorlar?

Bakanlar Kurulunca çıkarılarak 14 Şubat 2004 tarih 25373 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar” ın 7 maddesinde "Döviz kurunda en az 30 gün süreyle % 5'i aşan değişiklik olmasıhalinde, Fiyat Değerlendirme Komisyonu, Sağlık Bakanlığının daveti üzerine olağanüstü toplanarak ürünlerin fiyatlarını yeniden değerlendirir. Söz konusu Komisyonun sekreterya hizmetleri Sağlık Bakanlığınca yürütülür." hükmü yer alıyor. Elbette döviz kurlarındaki dalgalanmalar ithal ilaç fiyatlarını etkiliyor, nitekim 57. Hükümet döneminde (Osman Durmuş'un Sağlık Bakanlığı dönemi) 2001 sonu ve 2002 başındaki krizlerde döviz fiyatları fırlamış bu nedenle ilaç endüstrisi ithal ilaçların fiyatlarının ivedilikle artırılması için Sağlık Bakanlığı'na yoğun bir baskı uygulamıştı. (medyadaki haberleri hatırlıyorsunuzdur sanırım). Ancak Vaziyet'te gündeme getirdiğimiz gibi 2003 yılında özellikle geçtiğimiz Nisandan itibaren döviz kurlarının gerilemesi sonucunda ithal ilaçlarda bir ucuzlama olması gerekirken (nasıl ki döviz kuru arttığında zam yapılıyorsa) böyle bir fiyat ayarlaması yapılmadı. Sağlık Bakanlığı ve İlaç Endüstrisi (İEİS) sorunu sessizlikle geçiştirdi.

Sağlık Bakanlığı’nın ithal ilaçların satışına halen geçen yıl belirlenen 1 milyon 650 bin liralık sabit kur üzerinden izin vermesi nedeniyle geçtiğimiz Nisan ayından bu güne kadar geçen yaklaşık bir yılda ithal ilaç harcamalarında ciddi boyutlarda bir kamusal zarar ortaya çıktı. İlaç ithal kurunun 1 milyon 650 bin lirada sabitlenmesi Mart ayına kadar önemli bir sorun yaratmadı. Merkez Bankası ABD doları döviz alış fiyatının Nisan ortasında 1 milyon 610 bin liraya gerilemesi nedeniyle Nisan ayında ilaç ithalatçısı firmalar lehine, ülkemiz aleyhine % 2.5’ luk bir zarar ortaya çıktı. Yıllık ilaç ithalatımız (2002 yılında) 1.7 milyar $, aylık ortalama ithalatımız da 140 milyon $ olduğundan Nisan ayı zararımız 3.5 milyon $ oldu. Mayıs ayı ortasında Merkez Bankası ABD doları döviz alış fiyatı 1 milyon 480 bin liraya geriledi. Bu nedenle Mayıs ayında yaklaşık % 10’luk bir kur zararımız oldu. Mayıs ayında kur farkından dolayı ülkemizin zararı yaklaşık 14 milyon $’ oldu. Haziran ayı ortasında ABD doları döviz alış fiyatı 1410 liraya geriledi. Sabit kura göre Haziran ayı kut farkı zararı da yaklaşık % 15’e yükseldi, Haziran ayı zararımız 21 milyon $ oldu. Temmuz ayında kur farkı daha da açılarak % 17’ye çıktı, Temmuz ayı zararımız ise 24 milyon $ oldu. Ağustos ayında kur farkı makası % 16, Ağustos ayı zararı da 22.5 milyon $ oldu. Eylül ayında kur farkı % 17, aylık zararımız 24 milyon $ oldu. Ekim ayı kur farkı % 15 aylık zararımız da 21 milyon $ oldu. Kasım ayında kur farkı % 11 aylık zararımız 15 milyon $ oldu. Aralık ayında kur farkı % 14 aylık zararımız 20 milyon $ oldu. Ocak 2004'te Nisan 2003'e göre kurfarkı % 19, aylık zararımız da 27 milyon $ oldu. Böylece Nisan 2003'den Ocak 2004 sonuna kadar kümülatif (toplam) zararımız yaklaşık olarak 192 milyon $ (256 Trilyon TL) oldu.

Oysa ki Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü’nün aylık kur farklarını dikkatle izleyerek ithal ilaçların haksız biçimde fiyatlandırılmasını engellemesi gerekiyordu. Bu zararın çok büyük bir kısmı sosyal güvenlik kurumları ve diğer resmi kurumların yani devletin zararıdır. İthal ilaç sektörü lehine ulusal ekonomimiz aleyhine olan bu zararın geriye dönük olarak telafi edilmesi gerekmektedir.

2002 yılında Türkiye’nin toplam ilaç ihracatı (hammadde ve mamul ilaç) 157 milyon $, toplam ilaç ithalatı (hammadde ve mamul ilaç) 1.716 milyar $, ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yalnızca % 9’dur. İlaç ticaret dengemiz 2002 yılında yaklaşık 1.6 milyar $ açık vermiştir. İlaç sektöründe yaşadığımız asıl sorun gerek ilaç üretimindeki gerilememiz, gerekse ithal ilaçların ulusal ilaç pazarında ağırlığını her geçen gün artırmasıdır. Artan bütçe açıklarımızda, ihracat / ithalat dengemizin bozularak dış borçlanma yükümüzün artmasında ilaç sektöründe yaşanan bu dışa bağımlılığın da önemli bir payı vardır.

Küreselleşme sürecinin dayattığı bu açmaza karşı ulusal çıkarlarımızı gözetecek, ilaç üretimini özendirecek, teknolojik yatırımları ve araştırma- geliştirme (AR-GE) faaliyetlerini destekleyecek, ulus ötesi şirketlerin baskılarına karşı başta fiyat denetimi olmak üzere etkili bir denetim mekanizmasıyla ulusal pazarımızı koruyacak ilaç politikalarının oluşturulması zorunludur.