Hakkında
Haberler
Görüşler
Dökümanlar
Ana Sayfa


HABERLER

Hap

TIP Kurumu Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza Üçer , "farmamedya" sitesindeki bir savcılık iddianamesinden alıntılar göndermiş. İddianame, ulus ötesi bir ilaç şirketinin Türkiye'nin çeşitli il ve hatta ilçelerinde doktorlara yaptığı ödemeleri içeriyor... Bazıları şöyle: Doktor S.D.'ye 40 hepatit hastası kazandırdığı için katma değer vergisi dahil 30 milyar lira nakit ödeme.

Prof. Dr. F.B.'ye hasta temin bedeli olarak 1 milyar lira. Bir doktora muayenehanesi için 826 milyon lira. Bir doktora muayenehanesinin tadilatı için 10 milyar lira. Bir doktora muayenehanesi için 2.6 milyar lira. Bir doktorun yurtdışında ailesiyle birlikte tatil yapması için 20 milyar lira. Bir grup eczacının gemiyle gezdirilmesi için 4.25 milyar lira.

Bir doktorun muayenehanesine ultrason cihazı alınması için 8.2 milyar lira. Bir ilçedeki sağlık ocağı doktoru Ö.Y.'nin tıpta uzmanlık sınavı kursu için 750 milyon lira. Prof. Dr. N.T'nin doğum günü yemeği için 1 milyar lira. Doktorların beş yıldızlı bir tatil köyündeki kongresinde konser veren şarkıcılar için 40 milyar lira ve ayrıca 14 bin dolar. Bir devlet hastanesi futbol takımına forma bedeli olarak 247.5 milyon lira. Bir sağlık ocağındaki hekimlerin yemekli tekne gezisi için 690 milyon lira. Bazı doktorlara ve eczacılara 37 ekran 220 adet televizyon; otomobillerine kar lastiği; 65 milyar liralık duvar ve 7.7 milyar liralık kol saati. Harcanan bu paralar "normal" olmadığı için savcılık iddianamesine giriyor. Bu paraların niye ödendiğini ise herkes biliyor. Reçetelere, o şirketin ilaçlarının daha çok yazılması için. Dr. Ali Rıza Üçer şöyle diyor: "Nedense bu konular Türk Tabipleri Birliği'nin ve tabip odalarının gündeminde bir türlü yer alamıyor, yaşamın içinde yer aldığından belki de.

Nasıl yer alsın zaten. Her yıl ilaç şirketlerinden alınan trilyonlarca liralık destekle beş yıldızlı tatil köylerinde düzenlenen kongreler ortadayken... Son örnek; Türk Tabipleri Birliği'nin Pratisyen Hekimlik Kongresi...

Bu durumda en iyisi suskun kalmak, sessizlikle onaylamak, geçiştirmek ve postmodern neoliberal kuralların gereğini yerine getirmek... Hem biliyorsunuz meslek örgütü yöneticilerimiz g(ö)revde!

Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile çoğu tıp kökenli üniversite rektörlerini ve tıp fakültelerinin yöneticilerini sorarsanız onlar da grevde değilse bile görev başında!"

Görevimiz, ulus ötesi ilaç şirketlerinin elinden ulusça hapı yutmaktır!