Hakkında
Haberler
Görüşler
Dökümanlar
Ana Sayfa


HABERLER

ilaçlar

Sayın Ali Atıf Bir, Tıp Kurumu yöneticilerinin "ilaçların efendisi" olduğunu söylüyor, lutfetmişler. Oysa ki biz ilaçların efendilerinin ulus ötesi ilaç şirketleri olduğu kanısındayız. Tıp Kurumu'nun misyonu ulus ötesi ilaç şirketlerinin ulusal çıkarlarımıza aykırı olan patent, veri koruması, veri imtiyazı, ilaçta reklam gibi dayatmalarını ortaya çıkarmak ve küresel rüzgarlarla savrulup yok olmamamak için ulusal ilaç politika ve stratejilerinin geliştirilmesine-uygulanmasına katkı sağlamaktır. Eczacı dostlarımızın ulusal çıkarlarımızla örtüşen haklarının savunusunun da yanında yer alırız elbette.
Sayın Bir, ilaçta reklamla ilgili eleştirimizi "Gördüğünüz gibi Tıp Kurumu Başkanı ve Genel Sekreteri kendi ağızlarıyla yakalanıyorlar: "Özellikle ülser ilaçları reklama göre karar verilecek ilaçlar değildir!" Yani diyorlar ki "antiacid"lerin reklamı yapılabilir. Ben de aynı şeyi söylüyorum zaten" diye yorumlayıveriyor. Dile bakış açımız da oldukça farklı sayın Ali Atıf Bir'den . Özellikle ülser ilaçları reklamı çok sakıncalıdır, antiasid reklamları ülser ilaçları reklamına göre daha az sakıncalıdır anlamına gelecek cümlemizin anlamını da bambaşka yerlere çekerek ilaçta reklamı savunduğumuzu ileri sürüyor. Sağlık olsun, eleştirimize köşesinde yer vermesinden dolayı kendisine teşekkür etmeyi unutmamamız gerekir.
Saygılarımızla
Dr. Mehmet Altınok
Tıp Kurumu Başkanı
Dr. Ali Rıza Üçer
Tıp Kurumu Genel Sekreteri
 
**
 
25 Aralık 2005
Ali Atıf BİR  

İlaçların efendileri diyor ki


TIP Kurumu Başkanı Dr. Mehmet Altınok ve Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza Üçer gönderdikleri e-postada geçen hafta yer verdiğim "antiacid" marka ligine itiraz ediyorlar:


"Birinci itirazımız mide yanması ile Pamuk ve Aşkın davalarını ilintilendirmenizedir. Ancak Antiasidler ile antiasid olmayıp ülser ilacı olan diğer ilaçlarda reklamı savunan biri böyle bir ilinti kurulabilir. Zira AB’li küresel efendilerimiz gözümüzün içine baka baka Orhan Pamuk davasında Türkiye’ye gözdağları ve tehditler savurmaktadır. Aynı küresel efendiler ilaçta reklamın serbest olmasını ve raf üstü ilaçların (OTC) süpermarketlerde pazarlanmasını ısrarla istemektedir. Siz bu reklam pastasından pay alacak olan medya kuruluşunun çok okunan bir yazarısınız aynı zamanda. Küresel efendilerin çıkarlarıyla savunduğunuz görüşlerin uyumlu olması bu nedenle de şaşırtıcı değildir. Yazınızda belirttiğiniz Antiacid Marka Ligi (İlk 10) yanlışlıklarla doludur. Bu 10 ilacın yalnızca 5’i antiasid, 1’i dispepsi ve gastroözofagal reflü hastalığı için diğer ilaçlar grubunda 4’ü de H2 reseptör antagonistleri ve proton pompa inhibitörleri gibi ülser ilaçları grubundadır. Dolayısıyla elmalarla armutları, armutlarla da kestaneleri toplamış durumdasınız. Özellikle ülser ilaçları hastanın reklama göre karar verip süpermarketlerin raflarından alacağı ve kasaya ödeme yapacağı türden ilaçlar değildir. Böyle bir tutumun yaygınlaşması toplum sağlığı açısından büyük risk yaratır."

Yorum:
Gördüğünüz gibi Tıp Kurumu Başkanı ve Genel Sekreteri kendi ağızlarıyla yakalanıyorlar: "Özellikle ülser ilaçları reklama göre karar verilecek ilaçlar değildir!" Yani diyorlar ki "antiacid"lerin reklamı yapılabilir. Ben de aynı şeyi söylüyorum zaten. "Antiacid" say deyince halk dispepsisini, reseptörünü, proton pompasını sıradan sayıyor. Büyük karmaşa var. Eğer "antiacid" gibi tezgah üstü ilaç reklamlarına izin verilirse hangisi "antiacid" hangisi değil kolayca anlaşılır, ilaç tüketicisi kendine en uygun "antiacid"i alır. Anlayacağınız görüşüm tek çıkarla uyumludur o da ilaç tüketicisinin çıkarı. 70 milyonun çıkarı 23 bin Eczacı’nın çıkarından üstün daha önemli değil midir? Yoksa değil midir?