Hakkında
Haberler
Görüşler
Dökümanlar
Ana Sayfa


HABERLER

Malatya’dan Türkiye’ye..

Eski Devlet ve Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay’ın, Malatya Çocuk Yuvası’ndaki vahşetle ilgili mesajı düşündürücüydü. “Konuyu işlemeye devam edersen” diyor ve soruyordu:

“Toplumda, genel olarak suçun ve özelde şiddetin, mala ve cana kasıtların artmasında evde, yuvada ve okullarda dayağın varlığının doğrudan katkısını da vurgulamayı düşünür müsün?.”

Elbette, Malatya olayı sadece kendi boyutu içinde sorgulanamaz. Bunun ötesinde, aile içi şiddetten başlayarak, toplum yaşamının her safhasında karşılaşılan vahşetin de irdelenmesi kaçınılmazdır. Bu noktada, toplumdaki şiddet eğiliminin suçu ve suçluluğu arttırıcı etkisinin üzerinde de durulması gerekir.

Malatya vahşeti bu bağlamda, kendi kendimizle yüzleşmek için bir fırsat olmalıdır.

1960’lı yılların ikinci yarısında Mülkiye’de birlikte okuduğumuz arkadaşlarımızdan Semra Ekici, mesajında böylesi bir yüzleşmenin önemini vurgulayan çarpıcı örneklere değiniyordu. Sorunun “kökten geldiğini” belirtiyor ve “Zaten ağlamakta olan minicik çocuğuna ‘sus ağlama!’ diye öfkeden yüzü korkunçlaşmış bir anneye, bazen de düşünce canı acıyan çocuğuna neden düştü diye kızanlara, sokakta yürürken mutlaka rastlamışsınızdır” diyordu.

Toplumdaki şiddet eğilimini ortaya koyan örnekleri dileyen dilediğince çoğaltabilir. Benin gözüme çarpan güncel bir örnek, Gençlerbirliği-Galatasaray maçının hakemine kızan ünlü bir yazarımızın Galatasaraylı futbolcuları, “hakemi sahanın orta yerine yatırıp dövmedikleri” için kutlamasıydı..

* * *

Peki, ne yapmalıyız?

Herhalde, “böyle gelmiş, böyle gider” diyemeyiz. İvedi olarak değişmesi gereken bu acı tablonun kendiliğinden değişmesini bekleyemeyiz.

Yukarıdan aşağıya doğru toplumsal bir eğitim ve kültür seferberliği daha fazla gecikmeden başlatmalıyız. Evde olsun okulda olsun çocuklarımızı eğitirken, sokakta birbirimizle tartışırken kaba kuvvetten, bağırıp çağırmaktan kaçınmayı öğrenmeliyiz. “Dayak Cennetten çıkmadır, annenin tokat attığı yanakta gül açar” türü hurafelerden kurtulmalıyız.

Bu kolay bir iş değildir. Ancak mutlaka başlanması ve kararlılıkla sürdürülmesi gerekir. Bu yapılmayınca, Hikmet Uluğbay’ın dikkat çektiği olgu önlenemez. Toplumdaki şiddet eğilimi, mala ve cana kasıtlar dahil suçların artışını körüklemeye devam eder.

* * *

Peki, Malatya vahşetinin toplumsal boyutu, olayın kendisiyle ilgili siyasi sorumluluğu bize unuttturmalı mı?

Tıp Kurumu Başkanı Dr. Mehmet Altınok ve Genel Sekreteri Dr. Ali Rıza Üçer, “hayır” diyorlar. Malatya’da çocuklara işkence eden 8 kişiden 4’ünün taşeron temizlik şirketi görevlisi olduğunu anımsattıkları mesajlarında, bu durumun “AKP Hükümetinin başta sağlık, eğitim ve sosyal hizmetler gibi devletin temel sorumluluk alanlarında özelleştirmeci bakış açısının masaya yatırılmasını gerektirdiğini” belirtiyorlar. Kamu görevlileri eliyle yürütülmesi gereken hizmetlerin piyasadan satın alınmasının sakıncalarını da şöyle sıralıyorlar:

“Özellikle hastanelerde temizlik, yemek gibi hizmetlerin taşeron şirketlere devredilmesinin ardından tanı ve tedavi gibi temel nitelikli sağlık hizmetleri de kâr paylaşımı anlayışının belirleyici olduğu “hizmet alımı” yoluyla özel sektörden alınmaya başlıyor. Böylece hizmet sunumunda talep kabartırken gereksiz teknoloji tüketimine de zemin hazırlanıyor. Bu olay, sosyal güvenlik kurumlarının ve diğer resmi kurumların sağlık harcamalarının artmasına yol açılmasının yanı sıra, hizmet kalite ve standartlarının denetimsizliği nedeniyle ciddi tıbbi sorunlar yaşanmasına yol açıyor.”

Dr. Altınok ve Dr. Üçer, Malatya’da yaşananlarla ilgili olarak bu açıdan bazı soruların yanıtlanmasını da istiyorlar:

“Bu firma hangi koşullarda çocuk yuvasının temizlik ihalesini kazanmıştır? Hizmetin görülmesinde taşınması gereken asgari standartlara sahip midir? Firma elemanları hizmetin görülmesinde ön koşul olan niteliklere sahip midir? Devlet memurları eliyle yürütülmesi gereken hizmetler nasıl olup da bu temizlik elemanlarına devredilmiştir?”

Bu sorulara verilecek yanıtlar, kamu alanında hükümetin yöneldiği “hizmet alımı” modelinin taşıdığı sakıncaları bütün açıklığıyla ortaya çıkartacaktır.

Önceki yazılar için; www.ulucgurkan.net

Uluç Gürkan

HERKES IÇIN FIRSAT
HERKESTEN SORUMLULUK
HERKESIN TOPLUMU