Hakkında
Haberler
Görüşler
Dökümanlar
Ana Sayfa


HABERLER

Tıp Kurumu

Yazılarınızı izliyoruz. Bugüne dek öncelik taşımanıza karşın henüz ulaşamadığımız kişilerden biri de sizsiniz. Bu nedenle size öncelikle bir bilgi notu gönderiyoruz. Daha sonra yazılarınızda yer almak dileği ile.


Tıp Kurumu adına Dr. Mehmet Altınok (Başkan).

Daha önce ulaşamadığım için aksaklıkta benim de payım var. İyi insan, iyi yurttaş ve iyi hekim diye tanımladığım gelişme ve evrimleşme sürecinde olması gereken en temel unsurları kurumlaştıran bir yapı kurmuşlar. Refik Saydam, Hulusi Behçet gibi cumhuriyet hekimleri kurumu ruhu ile kuranlar arasında anılıyor. Tıpkı Nusret Fişek, Nevzat Eren gibi !

Yukarıdaki amblem 2003 yılında kurulan Tıp Kurumuna aittir. Üye sayısı nicel olarak az. Mars’ta amatör bir futbol kulübü kurulsaydı, bu kadar sürede, eminim, üye sayısı bir kaç bin olurdu. Ancak kurumun yaptıklarının niteliğ i ölçüye gelmeyecek ölçüde yüksek. Hep yazdığım ve yazacağım bir konu var; yurttaş kararı ve bu kararla uyumlu eylemlilik. Kimileri buna ‘sivil inisiyatif gücü’ adını veriyorlar. Tıp kurumu bu olgunun ülkemizdeki en nitelikli örneklerinden biri. Üyelerin tamamı hekim. İnsan olarak, yurttaş olarak ve hekim olarak dizi filmlerde görmeye alıştığımız hekimler gibi değiller.

İlaç rezaletini basına taşıyan onlar. Gözlüyorlar, izliyorlar ve biliyorlar! SSK’daki en üst kurulun, brifing için ağırladıkları insanlar gene Tıp Kurumu. O toplantıda uygulanan mevcut politikalar doğrultusunda SSK’nın işasa sürükleneceği öngörüsünde bulunup doğru rakamı verenler bu kurumun üyeleri. Söz konusu brifingin yapıldığı zamanda SSK’nın harcaması 6(altı) katrilyon iken öngördükleri üzere 2005’de 10(on) katrilyonu aşmış durumda. Zarar büyük! Tıp kurumundan rahatsız olan çok! İlaç rezaleti esnasında TTB yetkilisi ‘Bunlar da kim!’ diye basına tafra atıyor. Gerçekten kim bunlar; sağlık politikası ve stratejisini ulusal niteliğe yükseltme amacını taşıyanlar. Benzer kişiler çok. Onların farklı kurum haline gelmiş olmaları!

Kurumun web sitesi var! Benzer huzursuzluk şimdiki kabinenin en başarılısı olarak ilan edilen TC Sağlık Bakanlığı’nda da mevcut. Oysa Tıp Kurumu, Dünya Sağlık Örgütü tarafında onaylanmış ve ‘Gezici Aşı Kampanyası’ isimli aşı yönetimi konusunda eğitim verme sertifikasına sahip bir kurum. Değişik ülkelerdeki temel sağlık hizmetleri elemanlarını aşı yönetimi konusunda eğitme yetkisine sahip bir kurum. Üstelik becerilerini kanıtlayan sertifikalarının olması yanında, Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı katılımcı olarak TCSB, Tıp Kurumu ve UNİCEF’in olduğu bir CD var; ‘Vaccination On Wheels’ diye. Gezici Aşı diye çevrilebilir. Anlaşıldığı üzere Tıp Kurumu cumhuriyet rejiminin görevlerden ilke çıkaran insanları tarafından kurulmuş, aynı duyarlılık ve düşüncedeki insanlarla çalışan ve bu inançtaki insanları kucaklamaya hazır bir kurum.

Son iki hafta içinde basında (gazete ve TV’lerde) yer alan ‘Verem’ raporu çok dikkat çekti. Ülkemizde hortlayan verem, tüm ilaçlara dirençli türü, doğru bir saptama ve bu konuda politika olmadığı için risk taşıyan onbinlerce insan! MDR denilen ve tüm ilaçlara dirençli, ölümcül verem türünden kurtulan ender insanlardan biri Türkiye’de yaşıyor. Başvurmadığı yer kalmıyor. Durumunu örnek gösterip ulusal boyutta önlemler alınsın diye.. Kimse aldırmıyor. Ona kulak veren, onun acısına ve ümidine yoldaşlık eden tek yer Tıp Kurumu oluyor!

Bu arada Türkiye’de verem hastalarının gidebileceği beş hastaneden biri (Heybeliada) hükümet tarafından kapatılıyor. Adadaki ruhban okulu AB eyyamcılığı adına yeniden açılacak. Sevinç dolu İseviler ve ona alkış tutan AB şakşakçıları eğlenmek üzere turistik tesislere gidecekler. Un gibi para akıtacak proje satıcı büyüklerimize ait!

Kurumun sunduğu verem raporu önemli. Para saçan TC Sağlık Bakanlığı beş liralık süzücü maskeyi çalışanlarına çok gördüğü için verem bizi bitirecek!

Böyle kurumları bilmemek bizi zaten bitirmiyor mu?