Hakkında
Haberler
Görüşler
Dökümanlar
Ana Sayfa


HABERLER

Bir bardak suda fırtına

Bir bardak suda fırtına İNGİLTERE’nin, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 11 ülkeye ihraç ettiği kan ürünleri nedeniyle bu ürünleri kullanan hastalarda vCJD (varyant Creutzfeldt- Jakob Hastalığı/Deli Dana Hastalığı) riski olduğuna ilişkin uyarısının ardından ülkemizde de yoğun bir tartışma başladı Haber ve yorumlar ülkemizde adı geçen kan ürünlerini kullanan hastalarda bir vCJD salgını çıkacağı gibi bir izlenim yarattı. Oysa ki oldukça sınırlı sayıdaki bir hasta grubuna verilen kan ürünlerinden (hemofili hastalarında kullanılan Faktör-8 ve bağışıklık sistemi yetmezliklerinde kullanılan immun globulinlerden) vCJD hastalığına yakalanma riski çok düşüktü. ‘Deli dana’nın kaynağı olan İngiltere’de hastalığın tanımlandığı Ekim 1996’dan Kasım 2002’ye kadar yalnızca 129 vaka, Fransa’da 6 vaka, ABD, Kanada, İtalya ve İrlanda’da birer vaka bildirilmişti. (Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü-DSÖ/WHO http://www.who.int/ mediacentre/factsheets/fs180/en/) Dünya Sağlık Örgütü’nün koyun sürülerinde ortaya çıkan Scrapie hastalıklı dokulardan elde edilen verilere göre yaptığı araştırmasına göre (sığırlara da scrapie hastalıklı koyunların et ve kemiklerinden yapılan yemler nedeniyle bulaşma olmuştu) özellikle hastalıklı hayvanların beyin ve omuriliklerinin yenmesi yüksek risk taşıyordu. Dalak, bademcikler, lenf bezi, ince ve kalın bağırsaklar, böbrek üstü bezi, burun mukozası, hipofiz gibi doku ve organlar orta ve zayıf bulaşma riski yaratıyordu. Timus, karaciğer, pankreas ve akciğer gibi organların yenmesi minimal risk taşıyordu. Kan, serum, süt, iskelet kası, kalp, böbrek ve yumurtalıkların yenmesinde ise bulaşma riski yoktu.

BULAŞMA RİSKİ YOK

Kan ve kan ürünlerinin tedavi amacıyla kullanılması nedeniyle vCJD hastalığının bulaşması ise teorik bir tartışmadır ve adeta bir bardak suda fırtına koparılmaktadır. Hele CNN Türk’teki programda Türkiye Hemofili Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Zülfikar’ın basına yansıyan bu olayı gerekçe göstererek kan ürünlerinin üretilmesinin çok karmaşık bir süreç olduğunu, ancak gelişmiş ülkelerde üretimin gerçekleştirilebileceğini, ülkemizde bu ürünlerin üretilmesinin ne kadar sakıncalı olacağının görüldüğünü, ancak bu alanda ithalat yapabileceğimizi açıklaması oldukça düşündürücüdür.

Zira kan ürünleri ülkemizde üretilmemekte, İngiltere, ABD başta olmak üzere birçok ülkeden ithal edilmektedir, tartışma konusu ithalat partisi ürünler de İngiltere kaynaklıdır. Türkiye biyotek ilaçları da, kan ürünlerini de üretebilir. Yeter ki bu konuda başta Türkiye Hemofili Derneği Başkanı akademisyen gibi özgüven yoksunluğunu her fırsatta dile getirme alışkanlığını bırakılabilsin, yeter ki bürokrasi ve siyaset aktörleri, ilaç endüstrisinin temsilcileri ulusal bir bakışla hareket edebilsin.

Dr.Ali Rıza ÜÇER Tıp Kurumu Genel Sekreteri